17 Ocak 2010 Pazar

Açık Mektuplar: Sevgiliye - I

Sana yazıp yazmamak konusunda çok tereddüt ettim...



Ben olarak değilde farklı bir ismin arkasına saklanan birisi olarak yazmak istedim. Farklı bir isimle yazmış olsamda sana, bu satırları yazan ismin arkasındaki kişi gerçek ben; yazdıklarımın sahibi ise içimdeki sensin...



Gözlerine son baktığım günden bugüne çok zaman geçti... Zaman bir çok şeyi silse de hiç ummadığım bir anda; sabah işe geç kalmamak için koştururken, yalnızlığımla tükettiğim kaldırımlarda, yaşanmamış eksik kalmış bir aşkı anlatan şarkıya ait sözleri kulaklığımda duyarken veyahut yeni bir güne başlamak için gözlerimi kapadığımda; bütün asaletinle tam karşımda duruyorsun. Gözlerindeki o anlamsız ifade herşeyi alt üst ediyor...



Sinir bozucusun. Etkileyicisin. Yitiksin. Saklı bir bahçe gibisin...



Evet aynen böyle işte tutarsızsın...!



Tüm bunlardan daha önemlisi gidensin. Biliyorum gitmek zorunda olduğun için gittin. Zorunda da değildin aslında. Gitmek işte sadece gitmekti. Herhangi bir nedene gerek yok...Niye kalmadın demeyeceğim sana, tıpkı niye gittin demediğim gibi...



Yukarıda okuduğun satırlardan sonra gözlerinin önünde kocaman bir isim listesi canlandığını tahmin edebiliyorum. Bırak kimin bunları yazdığını düşünmeyi. Ne önemi var ki kim olduğumun. Sadece okumaya devam et. Fakat okumaktan sıkıldıysan veya önemsiz yazdıkların diyorsan bundan sonrasını okumaya devam etme. Yok hayır devam edeceğim çok eğlenceli gibi bir düşünce şekillenmeye başladıysa zihninde bırak boşver kendini okumayı eğlenemezsin kendinle. Bu cümleden sonrasında karar vermiş olman gerekiyor artık.


...



...



Okuduğuna göre bu cümleyi kararını verdin artık, satır satır okumaya devam edeceksin kendini. Dur şimdi bu kadar hızlı olmaz. Derin bir nefes al önce. Nefes dedimde aklıma birden senin kokun geldi. Sahiden parfüm kullanmazdın ki sen, en zoruda bak bu işte.



- Neden zor biliyormusun?



Anımsayamıyorum kokunu çekemiyorum içime nefes gibi. Yok işte zihnimde senden kalan bir şey; bir çift gözün sonsuzluk kadar uzaklıktaki bir yıldız gibi parıldıyan bakışları dışında. Ne zaman gözlerimi kapasam gözlerini görüyorum. Oysa ben gözlerim açıkken, seni izlerken, gözlerini görmek isterdim. Oysa sen şimdi benim olmadığım bir yere bakıyorsun. Ne ala...! En azından hala parıldadığını biliyorum. Başkaları o ışıldayan gözleri göremese de...



O kadar çok zaman geçti ki gittiğin günün ardından. Bana sorsan bir ömür gibiydi sonunda cenneti olmayan. Sana sorsam saymadığın kadar çok zaman. Bir sürü şey yaşadım yokluğunda.



-Her şeyi anlatsam dinlemek istermisin? Dinlesen beni anlamak istermisin?



Biliyorum kafan çok karıştı, kusura bakma bende zaten toparlayamadım kelimelerimi. Ahh tabi ya zaten sen dağıtmamışmıydın dilimin ucunda sana söylenmeyi bekleyen afilli kelimelerimi. Nerden başlamalıyım şimdi söylermisin? Yoksa yine tüm asiliğinle "bırak dağınık kalsın" mı dersin?



Artık bir şeyler söylemenin vakti gelmedi mi?



Ben çok bekledim seni. Seni beklerken özlemenin ne demek olduğunu öğrendim. Özlemlerin içinde korkuyu buldum oysa ben seni arıyordum. Evet korktum. Hemde çok. Ve sonra zamanla korkumu sevmeyi öğrendim çünkü...








"devamı daha sonra... nedeni yok... öyle istedim..."

16 Ocak 2010 Cumartesi

Başlıksız - V

Gece gibi karanlık artık

Gerçek sandığım ne varsa

Hayatım, terk edilmiş bir gemi gibi batık

Çalınmış içinde en değerli ne varsa



Gri çizgili bir kağıt, güvertemde, eksik

Belli ki yeniden yazılmaktan yıpranmış

Yarım bir kalp kalmış üstünde, çizik

Kayıp harflerle anlamsızlaşmış